Mesleğe Dair
- Anıl Yarar

- 3 Mar
- 1 dakikada okunur
Bilgi Yetmez, Anlam Taşımak Gerekir.
Çoğumuz bu mesleğe bilgi edinerek başladık.
Anatomiyi, Biyomekaniği, Egzersiz Fizyolojisini, Kinesiyoloji, Antrenman Bilimini
öğrendik. Doğruyu yanlıştan ayırt etmeyi öğrendik.
Ne yapılır, ne yapılmaz. Hangi hareket hangi kası çalıştırır. Hangi yükleme ne üretir…
Ama sahada zaman geçtikçe başka bir şey fark edildi.
Bilgi tek başına insanı taşımıyordu.
Bir kelimeyi doğru söylemek, onu doğru yaşatmak anlamına gelmiyordu.
Bir kavramı bilmek, onun insanda nasıl bir karşılık bulduğunu anlamaya yetmiyordu.
Disiplin dediğimizde neyi kastediyoruz ?
Öğrenmeyi mi yoksa baskıyı mı ?
Motivasyon dediğimizde neyi konuşuyoruz ?
Hareketi mi yoksa geçici bir coşkuyu mu ?
Koçluk dediğimizde ne yapıyoruz ?
Alan mı açıyoruz, yoksa yön mü çiziyoruz ?
Kararlılık dediğimizde neyi görüyoruz ?
Kalabilme kapasitesini mi yoksa vazgeçmeyi yasaklayan bir zorunluluğu mu ?
Sorun kelimelerde değildir. Sorun, kelimelerin insanda nasıl yankılandığını
görmemektedir. Bilgi, kökünden koparıldığında sertleşir.
Kavram, anlamdan ayrıldığında içi boş bir kabuğa dönüşür.
Uygulama, ilişkiyle temasını kaybettiğinde kırılır. Tam bu noktada meslek yara alır.
Çünkü eğitmenlik yalnızca öğretmek değildir. Yalnızca göstermek, düzeltmek,
yönlendirmek de değildir.
Eğitmenlik, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye temas eden bir meslektir.
Eğitmenlik, daha çok bilmek kadar daha doğru yerde durmayı da gerektirir.
Eğitmen yalnızca haritayı bilen kişi değildir. Araziyi de okuyabilen kişidir.
Hayatın ritmini, insanın inişlerini, duraksamalarını, çelişkilerini görebilendir.
Söylediğiyle yaşattığı örtüştüğünde, bilgi davranışa dönüşür.
Davranış ilişkiye tutunur. Ve insan, bu ilişki içinde kalır.


Yorumlar