''Ya Hep Ya Hiç'' Bilişsel Çarpıtmalar: Sporda ve Hayatın Her Alanında Karşılaştığımız Engeller
- Anıl Yarar

- 15 Eki 2025
- 4 dakikada okunur
Bilişsel Çarpıtmalardan biri olan “Ya Hep Ya Hiç Düşüncesi”
Okuduğum “İyi Hissetmek” kitabında, Dr. David Burn 10 maddeden oluşan bilişsel çarpıtmaları detaylıca anlatıyor. Okumanızı mutlaka tavsiye ederim.
Ben yazımda mesleğim gereği insanlarda en çok karşılaştığım 3 maddeyi ele alacağım.
Ya Hep Ya Hiç
Aşırı Genelleme
Zihinsel Filtre
Şu an, spor ve egzersizle bunların ne ilgilisi var hocam diye düşünebilirsiniz. Evet, gerçekten de sadece spor ve egzersiz ile değil, aslında hayatımızın her alanına etkisi var. Hayatımızı düşüncelerimiz ve düşüncelerimizin yarattığı duygular etkisinde yaşarız. Duygularımızla aldığımız kararlar genellikle bizi faydaya değil 'acı'ya götürür.
“Duygularımızı düşüncelerimiz yaratır.” bu gerçekliği kavradığımızda hayatımızda yaşadığımız değişiklikler kaçınılmaz olacaktır.
Yazıyı okuduğunuzda antrenman rutininizde karşılaştığınız bilişsel engellerin etkilerini göreceksiniz. Ayrıca kendinize sürekli “gerçekçi olmayan hedefler” koyuyorsanız, bu hedeflere ulaşamadığınızda düşüncelerinizin sizi sürüklediği olumsuzlukların farkında olacaksınız.
Öyleyse başlayalım.
Çoğumuz hayatta zorluklarla karşılaştığımızda kendimizi bu bilişsel çarpıtmalara, farkederek ya da farketmeyerek maruz bırakıyoruz.
Önce bu bilişsel çarpıtmaların neler olduğuna bakalım.
Ya Hep Ya Hiç düşüncesini benimseyen insanlar her şeyi ya siyah ya da beyaz görmeye meyillidirler. Eğer performansları mükemmelin altındaysa kendilerini başarısız görürler.
Aşırı Genelleme düşüncesini benimseyen insanlar tek bir olumsuz deneyimi sürekli olarak tekrar edecekmiş gibi görür.
Zihinsel Filtre düşüncesini benimseyen insanlar hayatlarında sadece olumsuz yanları, bazense tek bir olumsuz detayı görür, onlarla uğraşır durur.
Kariyerimde en çok karşılaştığım bir konu ile örnek vermek istiyorum.
Aynaya baktığınızda göbeğiniz artık sizi rahatsız edecek duruma gelmiş ve yaza sadece 3 ay var.
Tatil planınızı yapmışsınız ve tatilde fit görünmek istiyorsunuz. Hızlı sonuç alabileceğinizi düşündüğünüz bir programla antrenmanlara başladınız. Fit olmak amacıyla 3 aylık bir antrenman planı ile vücudunuza, 1-2 senelik antrenman yoğunluğunu yüklüyorsunuz. Bu planın getireceği sonuç kaçınılmaz olarak bitkinlik ve tükenmişlik sendromu olacaktır.
Koyduğunuz hedefe ulaşamadınız ve hayalleriniz suya düştü.
Bir hedefiniz ve hayaliniz vardı: 3 ayda Fit Olmak. Gerçekçi olmayan bir hedefe bağlanan hayaller..
Duygularınızın düşüncelerinizi etkilediği bu noktada bilişsel çarpıtmalar devreye girer.
Farkında olmazsanız kapılacağınız düşünceler bunlar olacaktır;
“ben hiç fit olamayacağım, yaptığım hiç bir şeyde başarılı olamıyorum, 3 ay boyunca sıkı antrenman yaptım ama başaramadım, demek ki benim vücudum fit olmaya uygun değil.”
Burada dikkat etmemiz gereken noktalar var.
Hedefleriniz gerçeğe uygun değilse hayal ettiğiniz sonuca ulaşamazsınız. Kolay yol ile elde edilebilen hiç bir başarı yoktur.
Fayda bir süreçtir ve reçetesi 'emek'tir. Kısa yolla fayda sağlanamaz.
Verdiğim örnekte hedef ve izlenen yol yanlış olsa da mutlaka olumlu kazanımlar da vardır.
Antrenmana başlayarak spor salonunun tozunu artık yuttunuz. :) Yani antrenman yaptığınızda vücudunuz serotonin ve dopamin hormonları salgıladı. Bu hormonlar sizi iyi ve mutlu hissettiren hormonlardır. Bu hormonları tetiklemek için çikolata vb. fayda sağlamayan yiyeceklere ihtiyacınız olmadığını, sağlıklı bir şekilde egzersiz yaparak da iyi hissedebileceğinizi keşfettiniz. Bu bir kazanımdır.
Enerji seviyeniz yükseldi ve enerji seviyesi yüksek olan insanlar gibi daha üretken oldunuz. Bu da bir kazanımdır.
Olumsuz düşüncelerinizin, sizi kötü hissettiren duyguları yaratmasına izin vermemelisiniz.
Olumsuz düşünceler yerine elde ettiğiniz kazanımlara odaklanarak ve deneyim transferi yaparak hedefinize ulaşabilirsiniz.
“Bir yöntem denedim ama bu bir başlangıçtı. Bu yöntemde bazı şeyler öğrendim. Şimdi beni hedefime götürecek doğru yöntemlerin neler olduğunun farkındayım” bu düşünce yapısı sizi hedefe götürür.
Unutmayalım; olumsuzluklara odaklanma, insanı gereksiz bir acıya götüren kötü bir huydur.
Kariyerimde yaşadığım bir örnekle devam etmek isterim.
Bir danışanım ile antrenmanlara başlamadan önce yaptığımız görüşmede, kendisinin haftada 5 gün alkol içtiğini söylemişti.
Bu alışkanlığının egzersiz rutinine olumsuz etki edebileceğinden endişe ediyordu.
Ona, kendisini faydaya götürecek planımızı ve programımızı ayrıntılı bir şekilde anlattım ve bu plana uyduğu taktirde elde edebileceği kazanımlardan bahsettim ama alkol alışkanlığı ile ilgili herhangi bir baskı yapmadım. Çünkü insan, hayatındaki olumsuz alışkanlıklardan sadece kendisi sorumludur ve üstesinden sadece kendisi gelebilir.
Aradan 5 hafta geçtikten sonra danışanımla antrenman yaparken “hocam artık sadece sosyalleşme ortamı olursa alkol alıyorum. Ayda 2 - 3 kez. “ diye feedback verdi. Bu haftada 5 gün alkol tüketen biri için harika bir gelişmeydi. Artık daha iyi ve daha dinç hissettiğini söyledi. Günlük hayatında daha az yoruluyordu.
Diyeceğim şu ki, yeni başlangıçlar size bazı kapıları kapatmayı öğretir.
Bunu spor olarak değil hayatınızın her alanında düşünebilirsiniz.
Yeni spora başladıysanız, kendinize gerçekçi hedefler koymalısınız. Bu yazıyı okurken mevcut bir programdaysanız hedeflerinizi gözden geçirmelisiniz.Gerçekçi olan hedefler ve doğru programlar, sizi hayallerinize götürecek.
Aynaya baktığınızda kendinden memnun olan bir kişi görmek istiyorsanız, önce kendinizi tanımalısınız. Yani;
İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüz şey gerçekten fiziksel ve zihinsel ihtiyacınız olmayabilir.
Biz egzersiz profesyonelleri, yeni bir danışan geldiğinde bu yüzden fiziksel değerlendirme yapıyoruz. Vücudun 10 özelliğinin ne durumda olduğunu tespit edebilmek için ölçümler yapıyoruz.
Siz karın kasları ya da daha geniş bir omuza sahip olma hayali ile gelebilirsiniz ama vücudunuzun ihtiyacı olan öncelikli özellik ne ? Esneklik, mobilite, denge, posturel düzelme….
Eksik kalan fiziksel özelliklerinizi geliştirmeden yapacağınız yoğun antrenmanlar sizi sakatlığa götürebilir ve sakatlandığınız zaman, bilişsel çarpıtmalar sizi ele geçirecektir.
Gerçeklerinizi bulun ve gerçekleriniz ile size fayda sağlayacak bir plan oluşturun.
Burada meslektaşlarıma da nacizane bir tavsiyede bulunmam gerekiyor.
Ülkenin konjonktürel durumundan dolayı sektörün dinamikleri satışa dayalı bir sistem haline gelmiş olabilir.
Ama biz, egzersiz profesyonelleri olarak bu mesleği insanlara fayda sağlamak için yapıyoruz. En azından ben hepimizin böyle olduğuna inanmak istiyorum.
Bize gelen danışanların fiziksel değerlendirmelerini yapmak ne kadar önemliyse, bilişsel değerlendirmelerini yapmak da o kadar önemli.
Gerçekçi olmayan hedefler ve hayaller ile gelen kişileri, gerçeğe ve fayda sağlayacağı programlara yönlendirmekle mükellefiz.
Ve sona doğru gelirken; hepimiz dünya gerçeklerini yaşıyoruz. Bu gerçeklikte sadece olumsuz anları filtrelersek ve olumluların üzerini çizersek; kendimize, hayata, enerjimize zarar vermiş olmaz mıyız?
Farkındalığımızı artırarak hayatımızın çeşitli hallerinin olduğunu kabul etmek gerekiyor. Olumsuz deneyimler kadar, olumluların da olduğunu göz ardı etmeden ve tüm bunların bir bütünü temsil ettiğini fark eden bir bilinçle kabul etmemiz gerekiyor. Olumlu anlara dürbünün küçük gösteren tarafından bakarak olduğundan küçükmüş gibi, olumsuzlara da teleskopla bakarak olduğundan büyükmüş gibi yaşamaktan söz ediyorum.
Dengeyi bulmalıyız.
Sağlıkla kalın.


Yorumlar